Kadir gülen
Ankara Universitesi, Felsefe Tarihi, Graduate Student
Bu çalışmanın temel amacı, Heidegger’in Hegel felsefesine yönelttiği eleştirileri ayrıntılı bir biçimde incelemektir. Hegel’in seleflerinden ve çağdaşlarından aldığı felsefi miras ve bu mirasa yönelttiği eleştiriler, kendi... more
Bu çalışmanın temel amacı, Heidegger’in Hegel felsefesine yönelttiği eleştirileri ayrıntılı bir biçimde incelemektir. Hegel’in seleflerinden ve çağdaşlarından aldığı felsefi miras ve bu mirasa yönelttiği eleştiriler, kendi metafiziğinin ve toplum felsefesinin oluşumunda çok önemli bir role sahiptir. Bu mirasın eleştirisi ve ulaştığı sonuçların geçerli olup olmadığı ise, kayda değer bir sorundur. Ne var ki, Heidegger’in Hegel’e
dönük eleştirileri, bu gelişim çizgisini pek dikkate almamıştır. Bu eleştirilerin başlıca amacı, Hegelci metafiziğin temel kavramlarını (Tin, Mutlak vb.) yapısöküme uğratmaktır. Heidegger’e göre, Hegel’in felsefesi, Batı metafiziği geleneğinin en gelişmiş ve en kapsamlı girişimlerinden biri olsa da, bu geleneğin makûs talihini paylaşır ve Varlık
sorusunun anlamından giderek uzaklaşır. Ancak daha yakından bakıldığı zaman, Hegel felsefesi için Varlık sorusunun herhangi bir felsefi içerime sahip olmadığı rahatlıkla görülebilir. Heidegger’in başat hedefi, Hegelci metafiziğin kavramsal örüntüsünü kendi felsefi terminolojisine tercüme etmektir. Hal böyle olunca da, özne ile nesnenin birbirinden ayrılması, toplumsal mücadelelerin ve sınıfların biçimlenişi, yabancılaşma ve otoritenin kurumsallaşması gibi bir hayli can alıcı sorunlar bir anda ort
adan kalkmaktadır. Heidegger’in temel çabası, modern felsefelere damga vurmuş özne-nesne ikiliğini aşmak ve bunun yerine Dasein
’ın dünyadaki varoluşuna dair analizini geçirmektir. Fakat bu çalışmada, Heidegger ve Hegel felsefeleri mukayese edilmemiştir. Aksine Heidegger’in Hegel’e yönelttiği eleştiriler bu çalışmanın kapsamını meydana getirmektedir.
dönük eleştirileri, bu gelişim çizgisini pek dikkate almamıştır. Bu eleştirilerin başlıca amacı, Hegelci metafiziğin temel kavramlarını (Tin, Mutlak vb.) yapısöküme uğratmaktır. Heidegger’e göre, Hegel’in felsefesi, Batı metafiziği geleneğinin en gelişmiş ve en kapsamlı girişimlerinden biri olsa da, bu geleneğin makûs talihini paylaşır ve Varlık
sorusunun anlamından giderek uzaklaşır. Ancak daha yakından bakıldığı zaman, Hegel felsefesi için Varlık sorusunun herhangi bir felsefi içerime sahip olmadığı rahatlıkla görülebilir. Heidegger’in başat hedefi, Hegelci metafiziğin kavramsal örüntüsünü kendi felsefi terminolojisine tercüme etmektir. Hal böyle olunca da, özne ile nesnenin birbirinden ayrılması, toplumsal mücadelelerin ve sınıfların biçimlenişi, yabancılaşma ve otoritenin kurumsallaşması gibi bir hayli can alıcı sorunlar bir anda ort
adan kalkmaktadır. Heidegger’in temel çabası, modern felsefelere damga vurmuş özne-nesne ikiliğini aşmak ve bunun yerine Dasein
’ın dünyadaki varoluşuna dair analizini geçirmektir. Fakat bu çalışmada, Heidegger ve Hegel felsefeleri mukayese edilmemiştir. Aksine Heidegger’in Hegel’e yönelttiği eleştiriler bu çalışmanın kapsamını meydana getirmektedir.
Research Interests:
Research Interests:
Öz Karl Popper’ın ünlü kitabı Açık Toplum ve Düşmanları, Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra yeniden keşfedilmiştir Bu keşfin arkasında yatan neden kitabın içeriği ile ilgili değildir. 90’ların başındaki siyasi duruma... more
Öz
Karl Popper’ın ünlü kitabı Açık Toplum ve Düşmanları, Sovyetler Birliğinin
yıkılmasından sonra yeniden keşfedilmiştir Bu keşfin arkasında yatan neden kitabın içeriği
ile ilgili değildir. 90’ların başındaki siyasi duruma uygunluk göstermesi ve kapitalizmin
rakipsiz olduğunu ileri sürmesi ile ilgilidir. Ancak bu kitap entelektüel açıdan oldukça
fakirdir ve ciddi eleştirilere karşı savunmasızdır. Tarih felsefesi bakımından mistik olan bu
kitap, eleştirdiği akımların ve filozofların totaliter fikirlerine benzer görüşler ileri sürmüştür.
Bu makale, Popper’ın Marksizm ile ilgili görüşlerini ve ona karşı sunduğu alternatifleri
değerlendirmektedir. Bu alternatifler günümüz koşullarında tamamen asılsızdır ve hiçbir
bilimsel dayanakları yoktur. Marksizm eleştirisi için gerekli entelektüel donanımdan ve
bilgi birikiminden yoksundur.
Karl Popper’ın ünlü kitabı Açık Toplum ve Düşmanları, Sovyetler Birliğinin
yıkılmasından sonra yeniden keşfedilmiştir Bu keşfin arkasında yatan neden kitabın içeriği
ile ilgili değildir. 90’ların başındaki siyasi duruma uygunluk göstermesi ve kapitalizmin
rakipsiz olduğunu ileri sürmesi ile ilgilidir. Ancak bu kitap entelektüel açıdan oldukça
fakirdir ve ciddi eleştirilere karşı savunmasızdır. Tarih felsefesi bakımından mistik olan bu
kitap, eleştirdiği akımların ve filozofların totaliter fikirlerine benzer görüşler ileri sürmüştür.
Bu makale, Popper’ın Marksizm ile ilgili görüşlerini ve ona karşı sunduğu alternatifleri
değerlendirmektedir. Bu alternatifler günümüz koşullarında tamamen asılsızdır ve hiçbir
bilimsel dayanakları yoktur. Marksizm eleştirisi için gerekli entelektüel donanımdan ve
bilgi birikiminden yoksundur.
Research Interests:
Günümüz akademik dünyasında Spinoza’nın ismi politika felsefesinin en gözde temsilcilerinden biri olarak anılmaktadır. Hem Marksistler hem feministler hem de liberaller kendi kuramları açısından Spinoza’da çok önemli çıkış noktaları... more
Günümüz akademik dünyasında Spinoza’nın ismi politika felsefesinin en gözde temsilcilerinden biri olarak anılmaktadır. Hem Marksistler hem feministler hem de liberaller kendi kuramları açısından Spinoza’da çok önemli çıkış noktaları bulmaktadır. Felsefesinin her türlü özcülüğün ve erekselciliğin ötesinde olduğu iddia edilmektedir. Örneğin, Marksist bir bakış açısından, Spinoza Marksizmin sorunlarını çözmesine yardımcı olabilir. Liberallere göre, özgürlükçü ve bireyci siyasetin temellerini Spinoza felsefesinde bulmak mümkündür. Öte yandan, feministler ise onun kadim zihin-beden problemini aştığını iddia ederler. Bu çalışmanın amacı, Spinoza felsefesinin fazlasıyla suiistimal edildiğini göstermektir. Entelektüeller Spinoza felsefesine çok fazla anlam yüklemektedir. Ancak Spinoza’nın çözdüğü söylenen problemlerin neredeyse tamamı bugün bizimle birliktedir.
